İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

CHP’li Bağcıoğlu, “Gecikmeye Tahammülümüz Yok”

Cumhuriyet Halk Partisi Milli Savunma Bakanlığından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu “Türkiye’nin ilk milli muharip uçağı olarak tasarlanan KAAN geçtiğimiz günlerde ilk test uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Milli gemide olduğu gibi Türkiye’nin çok uzun süredir var olan milli uçak özleminin yönlendirdiği gayretlerin bu başarının ardında olduğunu söylenebilir. Gecikmeye tahammülümüz yok” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu’nun yazılı basın açıklaması şöyle:

“Hepimizin gurur duyduğu milli savunma sanayi projelerimizin 3 Kuvvet Komutanlığı için yıldızlarını saymamız gerekirse; Deniz Kuvvetleri için, milli gemi (MİLGEM), Kara Kuvvetleri Komutanlığı için ALTAY, Hava Kuvvetleri Komutanlığı için Milli Muharip Uçak KAAN Projesi olduğunu kamuoyumuz büyük çoğunlukla kabul edecektir.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı MİLGEM projesi; 1990’larda konsept geliştirme, 2004 yılında MİLGEM Proje Ofisi’nin kurulması, 2005’de ilk geminin inşasına başlanması ile devam etmiş ve 2009’dan itibaren gemiler envantere girmiştir. Bu vizyoner politika ile ülkemizde araba yapılamadığı bir dönemde önce milli korvete, daha sonra ise milli fırkateyne sahip olunmuştur.

Ancak ALTAY tankında, kamuoyunun çok iyi bildiği gerekçelerle proje uzun süre önce başlamasına rağmen askeri gerekliliklerin önüne geçen siyasi saikler, yönetimsel problemler nedeni ile arzu edilen ilerleme sağlanamamıştır. 

Türkiye’nin ilk milli muharip uçağı olarak tasarlanan KAAN geçtiğimiz günlerde ilk test uçuşunu başarıyla gerçekleştirmiştir. Milli gemide olduğu gibi Türkiye’nin çok uzun süredir var olan milli uçak özleminin yönlendirdiği gayretlerin bu başarının ardında olduğunu söyleyebiliriz.

Bu noktada; 2002’den bugüne kadar sadece 30 muharip uçağın envantere alınabildiğini üzülerek belirtmem gerekiyor. Bu durum ateşten gömlek olan, kriz / çatışmaların çok kısa sürede genişleme ihtimali mevcut ve biz hariç diğer tüm devletlerin Hava Kuvvetlerine büyük yatırımlar yaptığı bölgemizde; KAAN Projesini milli güvenliğimize can suyu verecek hayati önemde bir proje haline getirmektedir. 

1993/1994 yıllarında dönemin siyasi otoritesinin onayı alınarak ilk harcı atılan MİLGEM Projesi dikkate alındığında; mevcut ismi ile KAAN projesi maalesef aynı sürat ile realize edilememiştir.

Milli muharip uçak projesine dair karar 2010 Aralık ayındaki Savunma Sanayi İcra Kurulu (SSİK) toplantısında alınmıştır. Buna istinaden 2013-14 döneminde kavramsal tasarım çalışmaları yürütülmüştür.

MİLGEM konsept çalışmaları 1990’larda başlamasına rağmen 2004’teki MİLGEM Ofisi’nin açılması bile esas alınırsa, iki proje arasında en az 10 yıllık gecikme mevcuttur. 2010 yılındaki SSİK kararı başlangıç kabul edilirse milli muharip uçağımız 14 yıl sonra ilk uçuşunu gerçekleştirmiştir.

Tüm zorluklara rağmen, neticede büyük bir başarıya imza atılarak ilk muharip uçağımız başarı ile ilk uçuşunu gerçekleştirmiştir. Bu başarıları sahiplenirken veya yapıcı eleştirilerde bulunurken parti holiganlığından kurtulmak gerekir. KAAN, Türkiye’ye modern savaş uçakları üreten ülkeler ligine taşıyan, şimdilik prototip de olsa gelecek vaat eden bir platformdur.

Ayrıca; büyük atılım içerisindeki milli savunma sanayimizin geliştirme çalışmaları devam eden Kızılelma ve ANKA3 Milli İnsansız Uçak Sistemlerinin, KAAN ile müşterek harekatta kullanılmasına yönelik teknik ve taktik çalışmalar yapıldığı taktirde küresel seviyede bir hava gücü olma imkânı elde edebiliriz. Bu konuda; ABD Hava Kuvvetlerinin geliştirdiği F35 – Ghost Bat / Fury (İnsansız Savaş Uçağı) müşterek harekât konsepti bir örnek olabilir.

KAAN olsun MİLGEM olsun ALTAY olsun tüm projelerimiz Türk milletinin projeleridir. Kaynağı Türk milleti tarafından karşılanmaktadır. Projelerde görev alan teknik ve idari personel hangi siyasi görüşten olursa olsun ortak hedefe ve ülküye yürümektedir.

Bu çerçevede, projede çok önemli görevler yüklenen ancak Balyoz Kumpasında hapis yatan ve yeniden yargılama ile beraat eden Tümgeneral Yalçın Ergül’ün yazdıkları çok önemlidir. Savunma sanayi başarılarını parti eseri olarak kabul eden, farklı siyasi görüşten olanlara sevinme şansı bile vermeyen, onlarca yıl bu sistemleri kullanan uzmanların yapıcı eleştirilerini bile ihanetle suçlayan parti holiganları bu ifadeleri çok dikkatli okumalıdır.

Ergül, iki yıl önce çıkan makalesinde “Projeyi başlatanlar kumpas davalarla hizmetten alıkonmasaydı, bu alanlarda çok daha ileri aşamalarda olacağımızdan kimsenin şüphesi olmamalı” diye yazıyor.

2007-2015 yılları arasındaki kumpasları FETÖ yaptı denerek mesuliyetten kaçılamaz. Bu kumpaslarda bir kısmı kritik projelerde görev alan yüzlerce tecrübe, bilgi ve uzmanlık sahibi askeri personel tasfiye edilmiştir. FETÖ kumpaslarını engellemeyen yetkili makamlarda oturanlar da sorumluluktan kendilerini kurtaramazlar.

TSK’ya kurulan kumpaslar engellenmemiş ve Anayasa’nın 117. Maddesi “Başkomutanlık, TBMM’nin manevi varlığından ayrılamaz ve Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunur. Milli güvenliğin sağlanmasından ve Silahlı Kuvvetler’in yurt savunmasına hazırlanmasından, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne karşı, Cumhurbaşkanı sorumludur.” ihlal edilmiştir.

Milli güvenliğe vurulan en büyük darbe budur.

Tecrübeli ve bilgi sahibi, bir siyasal görüşün borazanlığını yapmayan konunun uzmanları tarafından çeşitli değerlendirmeler yapılmaktadır. Gündeme gelen hususlar genel olarak aşağıdadır.

KAAN için milli motor üretimi en zayıf halka olacakmış gibi gözükmektedir. Bu konuya; ciddiyetle ağırlık verilmesi zorunludur. KAAN için 2022 yılı içerisinde tedarik edildiği beyan edilen 10 adet F110 motoru haricinde KAAN’ın isterlerini karşılayabilecek yeni motor tedariki ve/veya Türkiye’de lisans altında üretilmesine ilişkin yol haritası süratle hazırlanmalıdır.

Beşinci nesil bir uçak geliştirmenin ve sonrasında üretmenin doğasında olan yüksek maliyeti göz önüne almak ve projeye yılmadan aynı konsantrasyonla devam etmek gerekir.

Türkiye’nin dünyanın en iyi savaş uçağını şu anda ürettiğini iddia etmek veya başarıyı olduğundan küçük göstermek, Savunma Sanayi emekçilerine büyük haksızlıktır.

KAAN’ın henüz prototip aşamasındaki bir platform olduğunu ve önümüzde uzun bir yolun mevcudiyetini kabul etmemiz, sabırla devam etmemiz gerekmektedir.

En üstün kabiliyeti elde etmek hedefine ulaşacak şekilde siyasi beklentilerimizi kenara bırakarak ‘tarafsızlıkla’ samimi ve yapıcı tüm katkılara / eleştirilere açık olunması başarı için zorunludur.

2016 öncesinde yaşananlara benzer şekilde değişik cemaat / tarikatların savunma sanayi şirketlerinde kadrolaşmasına izin verilmemelidir. Özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri Vakfı Bağlısı / Ortaklı Şirketlerinde (TUSAŞ, TEİ, ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN, ASPİLSAN, İŞBİR vb.) sudan gerekçelerle savunma sanayisinde büyük birikimleri olan yetişmiş, çok değerli mühendisler ve alan uzmanlarının ideolojik ve siyasi bahanelerle savunma sanayisinin dışına itilmemelidir.

ABD Hava Kuvvetlerinin geliştirdiği F35 – Ghost Bat / Fury (İnsansız Savaş Uçağı) müşterek harekât konseptinin, KAAN – Kızılelma/ANKA3 (Milli İnsansız Uçak Sistemi) için de milli harekat ihtiyaçları çerçevesinde uygulanabilirliği değerlendirilmeli ve yetenek geliştirme safhasında ihtiyaç duyulabilecek düzenlemeler yapılmalıdır.

Eğer gerçekten 2028 yılına 20 adet MMU Kaan teslim edilecekse, geliştirme uçuş testlerinin en geç 2026 yılında bitmiş olması, en azından uçuş zarflarının öngörülen irtifa ve sürat değerlerine ulaşması zorunluluğu bulunmaktadır. Uçuş testleri tamamlanmadan ‘seri üretim’ kararının alınmaması gerekir.

Maalesef bu konuda Hürkuş örneği ortadadır. 2018 yılında teslimatları başlaması gereken Hürkuş, üzerinden 6 yıl geçmiş olmasına rağmen 2024 yılı itibariyle henüz seri üretim bandında bile değildir.

Birkaç cümle ile TF-2000 Milli Hava Savunma Harbi Muhribi projesinden de bahsetmek istiyorum.

SSB eski Başkanı İsmail Demir “TF-2000 Hava Savunma Muhribi ihalesine çok yakında çıkılacak” açıklamasını yapalı 3 yıl,

ASELSAN tarafından milli olarak geliştirilen ve dünyada sayılı devletin sahip olduğu bir kabiliyet olan “Çok Fonksiyonlu Radar Suiti” (ÇAFRAD) ile ESSM güdümlü mermi atışı başarı ile gerçekleştireli 6 yıl oldu.

Değişen ve gelişen tehdit ortamında;

– Anavatanın ve yüksek değerdeki gemilerin savunmasında her gün hava savunma muhriplerinin önemi Kızıldeniz ve Karadeniz harekât ortamından alınan dersler çerçevesinde de tekraren anlaşılırken,

– Açık Deniz Görev Grubu planlamaları yapılırken,

– Uçak gemisi projesi hedeflenirken,

bu gecikmenin açıklaması yok.

TF-2000 Hava Savunma Muhribi ile ilgili Millî Savunma Bakanlığı tarafından; son 6 günde 3 açıklama paylaşılması, birbiri ardınca yetkili isimlerin Dizayn Proje Ofisini ziyaret ederek TF-2000 tasarımını incelemeleri gerçekten mutluluk verici, demek ki ihtiyacı hatırlatan sesimiz duyuldu.

Ancak, zaten Savunma Sanayi Başkanlığı’nın desteklediği Deniz Kuvvetleri personeli tarafından tasarım son aşamaya getirilmişti. Tasarımdan sonraki aşama olan ihale safhasına süratle geçilmesini bekliyoruz.

Ayrıca, hizmete girmesi planlı tarih de açıklansın ki, dosta güven düşmana korku verelim. Ama yine de temkinli iyimserlik içinde, bir önceki SSB Başkanının 2021 yılındaki açıklamasını da (TF-2000 Hava Savunma Muhribi ihalesine çok yakında çıkılacak) hatırlatmak istiyorum.

 (Haber Merkezi)

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir